Benri Asetonsuz Süngerli Oje Çıkarıcı

Benri oje çıkarıcı mendilleri yaz aylarında özellikle de çantaya atmalık her an yanda taşımak amaçlı çok severek kullandığımı şurada ki yazımdaki incelemesinde sizlerle paylaşmıştım. Bu yazımda ise yine Benri markasına ait Asetonsuz süngerli oje çıkarıcıyı detaylıca sizlerle paylaşmak istedim. 
Benri Asetonsuz Süngerli Oje Çıkarıcı
Normalde bu tip süngerli oje çıkarıcıları pek başarılı bulamıyorum. İstediğim gibi bir temizlik ve bitiş sağlamıyorlar, geçmişte bir kaç marka denemiştim. Bunu da pek beklentim olmadan merak edip denemek adına satın almak istedim.
Benri Asetonsuz Süngerli Oje Çıkarıcı
Öncelikle ürün 75 ml lik bir ambalajda, plastik çevirmeli kapağı olan bir ambalajda satılıyor.. E vitamini içeren besleyici bir formüle sahip. Kokusu genzi yakmıyor, bittikten sonra durulma vs gerekmediği için kalan o çiçeksi hoş koku hoşuma gidiyor.. Süngerin en üstünde dörde bölünmüş bir girinti var, oradan parmağınızı içeri sokup sağ sola bir kaç kez çevirmeniz ojeni tırnağınızdan sökülüp gitmesi için yeterli geliyor.

Kullanım Kolaylığı ve Estetik Bir Arada

Derin dondurucuların faydalarını anlatarak zamanınızı almayacağım, uzun süreli gıda depolama için başka bir seçeneğin olmadığını zaten biliyorsunuzdur. Henüz bilmiyorsanız da, bu yılki Kurban Bayramı’nda öğreneceksiniz zira etleriniz buzdolabı içerisinde en fazla bir hafta dayanacak! Yani ister et, isterse de diğer gıdalar için uzun süreli depolama yapmak istiyorsanız, bir derin dondurucu kullanmanız gerekiyor. Bu bakımdan iki seçeneğiniz var: yatay ve dikey derin dondurucu modelleri. Yatay olanlar bir sandığı andırıyor ve kapakları üst kısımda yer alıyor. Dikey olanlar ise aynı bir buzdolabı gibi: Kapakları ön kısımlarında bulunuyor ve (isminden de tahmin edebileceğiniz gibi) dik şekilde kullanılıyorlar. Ben, tercihimi dikey derin dondurucu modellerinden, hatta daha net söyleyecek olursak, UED 5170 DTK A++ modelinden yana kullandım.
                                                               
Neden derseniz, her şeyden önce Uğur Soğutma markası güven veriyor. 60 yılı aşkın bir süredir derin dondurucu üretiyorlar ve bu nedenle benzersiz bir uzmanlıkları bulunuyor. Unutmayın, bu cihazları on yıllar boyunca kullanmak için alıyorsunuz ve he sağlamlıkları, hem de servis ağlarının yaygınlığı önem taşıyor. Uğur Soğutma, her iki bakımdan da beklentilerimi fazlasıyla karşılıyor. Gelelim tasarıma: UED 5170 DTK A++, dikey bir derin dondurucu modeli. Ben bu tasarımı seviyorum zira kullanması daha pratik geliyor: Aynı bir buzdolabı gibi rahatça kullanabiliyor, hatta buzdolabının yanına koyarak uyumlu ve estetik bir görünüm elde edebiliyorsunuz (ben öyle yaptım, tavsiye ederim). 
UED 5170 DTK A++ yalnızca 46 kilo, yani kimseyi çağırmama gerek kalmadan bir köşeden diğerine kolayca taşıyabiliyorum. İç hacmi 170 litre, sadece benim değil, komşularımın gıdalarını bile depolamaya yetiyor! A ++ enerji sınıfında olduğu için, neredeyse hiç elektrik harcamıyor. En sevdiğim özelliği de, elektrik kesintilerinde bile içindekileri 15 saat boyunca korumaya devam edebilmesi oldu. Sık sık kesinti yaşanan bir yerde oturuyorsanız, emin olun bu özellik çok işinize yarayacak. Satın almak için https://satis.ugur.com.tr/item/ued-5170-dtk-a/100028 adresini kullanmanızı tavsiye ederim, peşin fiyatına 12 taksit yaptırarak kredi kartınızla alabiliyorsunuz. Geniş iç hacimli, dayanıklı, pratik ve uygun fiyatlı bir derin dondurucu arıyorsanız, UED 5170 DTK A++ modelini gönül rahatlığı ile tavsiye ediyorum.
                                     
Bir boomads advertorial içeriğidir.

Procsin Bubble Mask Foam - Anında Enerji Veren Köpük

Procsin markası cilt bakımından son dönem adından en sık söz ettiren marka olmayı başardı. Özellikle Bubble Mask -  köpüren maskesi en ilginç ve merak edilen ürünlerinin başında. Yine aynı seriye sahip temizleme köpüğü bu yazıma konu olacak ürünlerinden. İleri ki günlerde köpüren maskesini de sizlerle paylaşıyor olacağım..
Procsın Bubble Mask Foam - Anında Enerji Veren Köpük
Bubble Mask Foam Anınında Enerji Veren Köpük çok iyi bir makyaj temizleme ürünü. Az bir miktarı bile yüzünüzü temizlemeye yeterli oluyor. Ambalaj rengini andıran çook hafif pembemsi bir renkte ve köpük halinde. Ürünün genel özelliklerine göz atarsak; Bubble Mask Yüz Temizleme Köpüğü Cildi tahriş etmeden derinlemesine temizlerken cildin doğal nemini korumaya yardımcı olur. Ciltte hücre yenilenmesini hızlandıran Allantoin (Karakafes bitkisinden elde edilir) ve doğal nemlendirici olan Saccaharido Isomerato (Pentavitin) (buğdaydan elde edilen bir tür şeker benzeri bir madde) sayesinde cildi nemlendirir. Özellikle yağlı, akneli ve problemli ciltleri tahriş etmeden temizler. Sabun içermez, yağ oluşturmaz, cildi arındırır, bakteri oluşumunu engeller. Güneşin zararlı ışınlarına karşı UV-A ve UV-B filtreleri içerir. Ciltte oluşan pullanmayı engellemeye yardımcı olur..
allantoin
Allantoin bitkisi
Tüm cilt tipleri için uygun olan bu temizleme köpüğünü, yüz, vücut ve makyaj temizliğinde rahatça kullanabilirsiniz. 
Önerilen uygulama şekli; günde 2 kez makyaj ve yüz temizliğinde bir pamuk yardımıyla özellikle T bölgesinde yoğunlaşarak uygulanır. Daha sonra durulanır.. 
Procsın Bubble Mask Foam - Anında Enerji Veren Köpük

Uygulama sonrası cilde temiz ve fresh bir görünüm kazandırıyor. Köpüğün yapısı diğer köpük temizleyicilerden daha yoğun yapıda, kolay dağılan hafif formda bir köpük değil,yapısı çok hoşuma gitti benim. Ayrıca köpüren maskesi gibi bunu da kullanması oldukça keyifli, köpüğü ciltte yayıp çıkan kiri görmek gayet tatmin ediyor insanı :) 
Procsın Bubble Mask Foam - Anında Enerji Veren Köpük
Tek olumsuz yanı kokusu. Yine aynı serinin Anında enerji veren kreminin kokusu ne kadar beni benden alıyorsa, bunun ve maskesinin kokusu da o kadar hoşuma gitmiyor. Uygularken biraz zorlanıyorum, ancak neyse ki kokusu kalıcı değil,sadece uygulama esnasında zorluyor,aklınızda soru işareti kalmasın. Oda benim koku hassasiyetimden kaynaklı diyede düşünebiliriz, benim için kullandığım ürün ne olursa olsun önce kokusuyla almalı beni, tıpkı Anında Enerji Veren Kremi gibi :)  

Procsin Bubble Mask Foam - Anında Enerji Veren Köpük ve markanın diğer tüm ürünlerine sitesinden, Gratis, Watsons, Eve kozmetik gibi büyük kozmetik mağazalarının yanında yerel kozmetik mağazalarından da ulaşabilirsiniz. Aynı zamanda çeşitli online satış sitelerinden de markanın tüm ürünlerine ulaşabilirsiniz..

Göz Altı Kremi Kaç Yaşında Kullanılmaya Başlanmalı?

Göz çevremiz vücudumuzun en hassas deriye sahip olan noktası. En çabuk kırışan vede en çabuk kuruyanda yeri. Hal böyle olunca zamana karşı bir nebzede olsa önlem alarak bu kırışıklıklara savaş açabilir, en azami dereceye kadar getirmek için çalışabiliriz.. Bunu yeterli su tüketerek, düzenli uykuya dikkat ederek, fazla şeker tüketmeyerek,makyajla uyumayarak gibi etkenlere dikkat ederek yapacağımız gibi birde göz altlarına uygun nemlendiriciler, anti-aging ürünlerle destekleyerekte bu durumu minimum düzeyde koruyabiliriz..
Göz Altı Kremi Kaç Yaşında Kullanılmaya Başlanmalı?

Peki Göz altı kremini kaç yaşında kullanmaya başlamalı?

Bana en sık gelen sorularda biri bu oluyor. Uzmanlar 25 yaşından itibaren anti-aging özelliği olan bakım kremlerini kullanmanın doğru bir yaş dilimi olduğunu söylüyorlar. Buna ek olarakta 20'li yaşların başında kişiye göre değişkenlik gösterdiği için hafif ürünlerle başlanmasını doğru buluyorlar. Bu yaşlardan itibaren cildimize gerekli nemi ve destekleyicileri bu şekilde verebiliyoruz. Bu yaşlardan itibaren özellikle göz altı derimiz gittikçe kurumaya ve incelmeye başlıyor. Bu süreçten itibaren gerekli takviyeleri yapmak gerekiyor..

Göz altı kremlerini daha çok var olan kırışıklıkları yok etmek için değil, ilgili bölgeyi yeterince nemlendirip kurumasına mani olup, kırışmasın diye kullandığımızı unutmayalım. Yani amaç çizgilerin yok olması değil, yaşlanma etkilerini geciktirmek diyebiliriz kısaca..
Yüzümüze uyguladığımız nemlendiricilerin aksine ki yüzümüze uyguladıklarımızı da yeterli miktarda kullanım en verimli kullanım şekli ancak, göz altına ekstra önem vererek çok az miktarda ürün uygulamak en doğru olanı.Bol ürün kullanımı ters bir etki yapabilir, deriyi yorabilir..Noktalar halinde aldığınız ürünü pıt pıt hareketlerle ve göz kapağınıza doğru, dış bölgeden göz kapağınızı da dahil ederek uygulamalısınız. Bu yöntem kan dolaşımını arttırarak daha etkili olmasını sağlayacak. Unutmayın göz kapağınızda göz altı bakımınıza dahildir, göz altınız kadar ince ve hassastır bu yüzden göz altı ürünlerinizi kullanırken göz kapağınızı atlamamanızı öneririm.. 

Özet olarak 20'li yaşların başındaki genç kızlarımıza öncelikle yaşlarına uygun hafif kremleri kullanmalarını, daha sonra 25 yaş üzerinde ise anti-aging özellikteki koruyucusu ve etkileri yüksek ürünlere geçiş yapmalarını öneriyorum..

Umarım yazım Göz Kremi hangi yaşlarda kullanılmaya başlanmalı sorusuna cevap arayan kişilere fayda sağlamıştır..Sevgiler..

Ramazan Bayramı Alışverişinden Aldıklarım

Ramazan bayramı alışverişimi bu kez en az hasarla atlatmış bulunuyorum :) Sanıyorum yaptığım en hafif indirim alışverişi bu oldu. İhtiyacımın olmaması, stokları tüketme ve elimdeki renkli kozmetik ürünlerinin bir şekilde kullanıp eritme fikrinden dolayı bu indirim pek elimi her şeye sürmedim. Ciddi anlamda merak ettiğim pek bir şeyde yoktu. İnsan zamanında fazla fazla ve aklındakileri o zaman alınca indirim dönemlerinde çok sık yapılır oldu son zamanlarda pek bir şey kalmıyor açıkçası alınacak. İşte tek tük bir şeyler var onları da çok elzem olmadığı için diğer indirim dönemlerine öteledim bakalım..
Ramazan Bayramı Alışverişinden Aldıklarım,alışveriş,indirim,gratis,watsons
Gratis ve Watsons mağazalarından alışverişlerim oldu. Gratis mağazasından aldıklarım şu şekilde.
Eklips Silikon Makyaj Süngeri: Silikon süngerler malumunuz pek revaçta, uygulamasının zahmeti, homojen dağılmaması gibi olumsuz etkilerine rağmen sırf merakımdan denemek için satın almak istedim..Bakalım birde kendimiz deneyimleyelim nasılmış.. Sonuçta tüm silikonlar aynı mantığı ile uygun fiyatlı ve fırçalarını da severek kullandığım için Eklips'ten yana kullandım tercihimi.. Detaylar çok yakında paylaşılacak..Fiyatı 8.90 TL

Ya Siz Olsaydınız Ne Yapardınız?

Uzunca bir süredir kozmetik ve yaşam blogları gerek bloglarında gerek sosyal medya hesaplarında bazı şikayetler ve sitemler görüyorsunuz. Bizler yani blog yazarları istedik ki bu durumu tek bir yazıda toplayalım, sorunu ve kaynağını anlatalım.
Öncelikle belirtelim; bizler marka gönderisinden çok kendi aldıklarımızı bloglarında yazan blog yazarlarıyız. Yani bu yazıyı yazma cesaretini gösteriyorsak ki bu nokta çok önemli, blogumuz biz istediğimiz için var ve var olacak!

Uzun bir süre aktif blog yazarları olarak olayları uzaktan izledik. Blog yazmayı kolay zannedenler ticari veya en azından çıkar amaçlı blog açıyorlar. Hatta blog demeyelim, instagram hesabı açıyorlar ve kendilerine blogger diyorlar. Üzerine son zamanların en moda hadisesi takipçi satın alıyorlar. Bir bakıyorsunuz 2 aylık bir instagram hesabı 40 bin takipçiye ulaşmış. Çözünürlüğü iyi fotoğraflar, hatta bazen yabancı bloggerlardan aldıkları fotoğraflar ile “dostlar iş başında görsün” mantığı ile paylaşım yapıyorlar. Ardından markalara yazmaya başlıyorlar, tanıtmak için ürün istiyorlar. Zaten instagram hesaplarını açar açmaz profillerine ekledikleri bir not var: “Reklam ve iş birlikleri için DM” Yani amaç baştan belli sizce de öyle değil mi? Ve bazıları blog nedir, blog nasıl yazılır haberi yok. İçlerinde instagramın gerçekten blog olduğuna inananlar var biliyor musunuz?

Bu şekilde bir yol izleyerek hem gerçek blog yazarlarının emeğini hiçe saymış oluyorlar hem ‘blog yazarlığı’ vurgusunu kötüye kullanıp lekeliyorlar. Olay bununla da sınırlı değil. Markaların ‘denemeleri ve yazmaları’ için gönderdiği ürünleri satmaya başlıyor kimileri. Yani olayın ticari boyutuna kısa yolla ulaşıyorlar.

Peki bu durumda sadece kendini blogger zanneden ve etrafındakileri inandıranlar mı suçlu? Bunların hesaplarını incelemeyen ve “ben bloggerım dediğinde “hani senin blogun” diye sormayan firmaların hiç mi suçu yok? Aslında bakarsınız suçları hiç azımsanmayacak ölçüde. Onlar bu blog yazmayan ve takipçileri gerçek olmayan hesaplara ürün gönderip, ürünlerin akıbetini bile sormayınca ne oluyor? “Bu iş ne kadar kolaymış” diye düşünen meraklı insanlar da açıyorlar bir instagram hesabı, alıyorlar takipçiyi başlıyorlar firmalara yazmaya. Belki onlara da gelir öyle değil mi?

Bu arada emek veren blog yazarları ne yapıyor dersiniz? Sırf bu işi severek yaptıkları için, blog yazarken paylaşım yaparken mutlu oldukları için ceplerinden para verip o markaların ürünlerini almaya devam ediyor. Evet bir çoğu bunu yapıyor.

Sizce firmalar neden böyle yapıyor? Ürünleri yazmayan tanıtmayan hatta blog bile yazmayan insanlara neden ürün gönderiyorlar? Bizler nasılsa gidip o ürünleri alıp,kullanıp yazıyoruz. O kişiler bedava olmazsa almıyor. Sebep bu olabilir mi? Biz mantıklı bir gerekçe bulamadık. Bizler blog yazarı olarak, birer tüketici olarak blog yazarları kimdir, ne kadar samimidir bir iki defa okumakla anlayabiliyorsak koskoca pr ekipleri bunu neden anlayamıyor? Çalıştıkları markayı aşağı çekmek hoşlarına gitmez ama ürün gönderdikleri insanlar instagram hesaplarında bile ürünü yorumlamazken nasıl bir sonuca varmayı düşünüyorlar dersiniz? Peki pr işlerini instabloggerlara veren markalara ne dersiniz? Bol bol soru işreti konulacak cümleler kurmak mümkün bu paragrafta… Bizde bu soru işaretleri oluşturan markalar yanında nokta atışı yapan muhteşem firmalar da var. Onları da yürekten tebrik ediyoruz.

Bir sorun da nedir biliyor musunuz? Firmaların uyarılara duyarsız olması! Ya cevap verilmiyor, ya geçiştiriliyor. Bazı markaların ‘blogger toplantısı’ adı altında bir organizasyon yapıp katılımcıların yarısından çoğunun blogu olmayan makyaj sever instagram hesabı olması ayrı bir konu zaten.

Bu noktada hemen vurgulayalım; markaların denemesi için ürün gönderdiği çok kıymetli blog yazarları da var. Ve bizler onların yorumlarını fazlası ile önemsiyor ve ilgi ile takip ediyoruz.

Bu yazıyı hep birlikte hazırlayıp yayınlamadan önce çok düşündük. İlk soru 'acaba tepkimiz işe yarar mı?’ Evet okuduğunuza göre yazıyı yayınlama kararı aldık. Hiç bir işe yaramasa da, ürün incelemeyi değerlendirmeyi bilmeyen amacı çok farklı olan insanlarla iş birliği yapılmaya devam edilse de bizim çizgimiz net! Bugüne kadar ne yaptıysak o şekilde devam etmeyi planlıyoruz. Ya siz olsaydınız ne yapardınız?

Not: Bu yazıyı görüp paylaşmak isteyen blog yazarlarının, detaylıca anlayarak okumasını rica ediyoruz. Yazıda altını dolduramayacağı özelliklere sahip birinin bu yazıyı yayınlaması doğru olmaz. Mesela bloguna düzenli yazı girmeyen veya blogu sadece hediye ürünlerle dolu olan bir blog yazarı lütfen bu yazıyı yayınlamasın. Bizler gibi düşünen yazarların bu yazıyı paylaşması hepimizi mutlu eder. Bizler doğru yolda olduğumuzu biliyoruz ancak yazının çok fazla blogda yayına girmesi bizim tavır ve tepkimizin doğru olduğunu çok fazla insana ulaştırır.

Sağlıcakla…